Menü Kapat

İç Mekân Ekosisteminin Geleceğini Tasarlayanları Buluşturan Furnishings & Design İstanbul Başladı.

Türk mobilya ve iç mekân endüstrisinin üretim gücünü tasarım vizyonu,
küratöryel seçicilik ve nitelikli ticaret anlayışıyla buluşturan uluslararası bir
tasarım fuarı olarak konumlanan Furnishings & Design Istanbul (FDI), İstanbul
Fuar Merkezi’nde üçüncü kez kapılarını açtı. Tasarım, ticaret ve kültürün
kesiştiği prestijli bir fuar organizasyonu olarak Mobilya Dernekleri Federasyonu
(MOSFED) tarafından düzenlenen FDI Istanbul, 24–26 Eylül tarihleri arasında 12
bin metrekarelik alanda 90 markanın en yeni tasarımlarını, dört sergide 85 özel
seçkiyi, 21 farklı ürün grubunu ve tasarım dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiriyor.

İstanbul Valisi Davut Gül: “Şartlar, talepler, rekabet ve beklentiler değişirken geldiğimiz noktada rekabet edebilmek için yüksek teknoloji, marka değerli ürünler, tasarım ve benzeri yeniliklere ihtiyaç olduğunu dile getiriyoruz.”

T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar: “Üretim altyapımızı tasarım ve teknolojiyle buluşturarak geleceğin yaşam biçimlerine cevap veren ürünler geliştirmeliyiz.”
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe: “Mobilyanın yalnızca
üretildiği değil, tasarlandığı ve konuşulduğu bir merkez de olan İstanbul, bu yönüyle tasarımla adını duyuran Türk mobilyasını dünyaya tanıtıyor”

Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç: “Tasarımı üretimden ayrı düşünmüyoruz. Tasarımın üretim sürecinin başında yer almasını ve yarattığı değerin markaya, pazara ve ihracata kadar taşınmasını önemsiyoruz.”

Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin
ilk tasarım odaklı fuarı olma özelliğini taşıyan Furnishings & Design Istanbul’un (FDI)
üçüncü edisyonu başladı. Bu yıl “Where Design Leads” (Tasarıma Yön Verenlerin
Olduğu Yer) mottosuyla gerçekleştirilen fuarın açılışına İstanbul Valisi Davut Gül,
T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)
Başkanı Mustafa Gültepe ve ev sahibi olarak MOSFED Başkanı Ahmet Güleç
katılım gösterdi.
FDI Istanbul, mobilya ve iç mekânın küresel sahnesi olmaya devam ediyor
Özenle belirlenen katılımcı profili, tasarım odağı güçlü yaklaşımı ve profesyonel
ziyaretçi yapısıyla, markalara yalnızca sergileme alanı değil; güçlü bir temsil zemini
sunacak biçimde kurgulanan ve 26 Eylül’e kadar ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuar;
mobilyadan aydınlatmaya, ev tekstilinden aksesuara kadar bütün kategorilerde iç
mekân ekosisteminde tasarımın çıtasını gelecek vizyonuyla buluşturacak. 12 bin
metrekarelik iki salonda, 90 marka, 85 özel seçki, 12 panelde 30’u aşkın konuşmacı
ve dört tasarım odaklı sergiye ev sahipliği yapacak olan fuar ayrıca, Designer-to-
Business (D2B) Programı’nda ABD’den İtalya’ya, Burkina Faso’dan Katar’a,
Hindistan’dan Nijerya’ya uzanan toplam 23 ülkeden nitelikli uluslararası alıcıları Türk
markalarıyla bir araya getirecek.
“Mobilyanın bütün kategorilerinde üretim yapabilen dört ülkeden biriyiz”

Fuarın açılış konuşmasına “Bundan üç yıl önce bir fikirle yola çıktık. Bugün, bu fikrin
büyüyerek güçlü bir karşılığa dönüştüğünü görmekten büyük memnuniyet
duyuyorum. FDI Istanbul’un ilk gününden bu yana üzerinde düşündüğümüz temel fikir
değişmedi. O da, üretim gücümüzü tasarımla buluşturmak, tasarımın yarattığı değeri
markalarımıza taşımak ve bu değeri dünyanın daha geniş bir coğrafyasıyla
buluşturmak” diyerek başlayan Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED)
Başkanı Ahmet Güleç, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye, özellikle mobilyada
güçlü bir üretim kapasitesine sahip. Mobilyanın bütün kategorilerinde üretim
yapabilen dört ülkeden biriyiz. 14 milyar dolarlık üretim gücümüzle dünyanın 200
ülkesine ürün ulaştırıyoruz. Bu bizim için yalnızca ekonomik bir büyüklük değil. Yıllar
içinde oluşmuş güçlü bir üretim kültürü, zanaat birikimi, girişimcilik deneyimi ve
önemli bir tasarım potansiyeli anlamına geliyor. Bugün bu birikimi yeni dönemin
ihtiyaçları doğrultusunda daha güçlü biçimde bir araya getirme fırsatımız var. Çünkü
artık değer yalnızca ürünün kendisinde oluşmuyor. Ürünün tasarımında,
malzemesinde, hikâyesinde, sunduğu deneyimde, marka kimliğinde ve ulaştığı
pazarda da oluşuyor. Dolayısıyla bugün uçtan uca bir değer zincirinden söz ediyoruz.
FDI Istanbul’u da bu anlayışın en önemli parçası olarak görüyoruz.”
“Vizyonumuz yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla sınırlı değil”
Tasarımın artık ürünün görünümünü belirleyen bir unsur olmanın ötesine geçerek; ne
söylediğini, kimin için üretildiğini ve küresel pazarda nasıl farklılaştığını belirten Güleç
sözlerine şöyle devam etti: “FDI Istanbul’un temel fikri de burada yatıyor. Tasarımın
üretimden markaya, ticaretten ihracata uzanan değer zincirinin merkezinde olması.
Bugün fuarda yer alan markalar, tasarımlarını uluslararası ziyaretçiler ve alıcılarla
buluşturuyor. Çünkü küresel pazarda ürünün doğru insanlarla buluşması ve doğru
şekilde anlatılması da en az üretim kadar önem taşıyor. FDI Istanbul bu açıdan
markalar için güçlü bir global görünürlük alanı sunuyor ve geleceğin ihtiyaçlarına
odaklanan bir vizyonla hareket ediyor.”
“FDI Istanbul’un Türkiye’yi dünyayla, dünyayı da İstanbul’la buluşturmasını
hedefliyoruz”
FDI Istanbul’un gelecek projeksiyonuna dair bilgiler de paylaşan Güleç, “FDI Istanbul
bugün ağırlıklı olarak Türk markalarını sahneye çıkarıyor. Bu da Türkiye’nin tasarım
ve üretim gücünü dünyaya gösterme misyonunun bir parçası. Ancak vizyonumuz
daha geniş. Gelecekte uluslararası markaların da İstanbul’u tercih etmesi,
tasarımlarını burada sergilemesi, üreticiler ve tasarımcılarla iş birliği kurması
hedefleniyor. Fuarın başarısı sadece rakamlarla değil; kurulacak iş birlikleri,
geliştirilecek yeni ürünler, uluslararası pazarlara açılacak markalar ve İstanbul’un
küresel tasarım dünyasında kuracağı bağlantılarla ölçülüyor. Türkiye güçlü üretim
kapasitesi, büyüyen tasarım gücü, uluslararası deneyimli markaları, genç yaratıcı
insan kaynağı ve dünyayla doğal bağları olan İstanbul sayesinde yarının değer
zincirini kurmaya hazır. FDI Istanbul bunun için var” dedi.
“İstanbul’da yapılan her bir fuar, İstanbul’umuza, ülkemize ve sektöre çok
önemli kazançlar sağlıyor”


İstanbul Valisi Davut Gül, fuar açılışında yaptığı konuşmada, “İstanbul’umuz,
ticaretin merkezi ve dünyanın da sayılı şehirlerinden biri. Türkiye sanayisine
baktığımızda sıfırdan oluşan bir sanayileşme var. Kimi zaman montaj sanayisiyle,
kimi zaman emek yoğun işlerle kimi zaman da lojistiğin getirdiği avantajlarla 300
milyar dolara yaklaşan bir ihracatımız oldu. Şartlar, talepler, rekabet ve beklentiler
değişirken geldiğimiz noktada rekabet edebilmek için yüksek teknoloji, marka değerli
ürünler, tasarım ve benzeri yeniliklere ihtiyaç olduğunu dile getiriyoruz. Bu fuar da
onun en somut örneklerinden biri. İstanbul’da yapılan her bir fuar hem İstanbul’umuza hem ülkemize hem de sektöre çok önemli kazançlar sağlıyor. Fuarın tüm katılımcılara
bereketli kazançlar nasip etmesini ve hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini
kullandı.
“Küresel rekabette kalıcı başarı, daha fazla üretmekten değil; farklılaşmaktan,
özgünleşmekten ve ürüne güçlü bir kimlik kazandırmaktan geçiyor”


T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar ise, konuşmasında şu ifadelere yer
verdi: “Türk mobilya sektörü üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle dünya pazarlarında
önemli bir konuma ulaştı. Ancak kalıcı başarı artık yalnızca üretimden değil;
farklılaşma, özgünleşme ve ürüne kimlik kazandırmaktan geçiyor. Değişen tüketici
beklentileri kişiselleştirilebilen, teknolojiyle uyumlu ve çevreye duyarlı ürünleri öne
çıkarıyor. Bu nedenle üretim altyapımızı tasarım ve teknolojiyle buluşturarak
geleceğin yaşam biçimlerine cevap veren ürünler geliştirmeliyiz. FDI Istanbul,
üreticiler, tasarımcılar ve markaları aynı zeminde buluşturarak Türk mobilyasının
uluslararası algısını güçlendiren stratejik bir organizasyon olarak öne çıkıyor. Mobilya
sektörü, güçlü üretim altyapısı, köklü zanaatkârlık geleneği ve gelişen tasarım
kabiliyetiyle Türkiye’nin en önemli katma değer ve istihdam sağlayan alanlarından
biri” açıklamasında bulundu. Ayrıca Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar,
Ticaret Bakanlığının, sektörün küresel pazarlarda daha da güçlenmesi için kapsamlı
destekler sunduğunu söyledi. FDI Istanbul Fuarı’nın da Bakanlığın Tasarım Desteği
kapsamına alınarak, tasarım odaklı üretim ve markalaşma vizyonunun önemli bir
parçası haline geldiğini belirterek Heartmade Furniture Turquality® Tanıtım
Projesinin de Türk mobilyasının dünya çapında tanınırlık kazanmasına destek
olduğunun altını çizdi.
Mobilya sektörü, istihdamını en hızlı artıran ve imalatın en hızlı büyüyen kolu
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, mobilya sektöründe
yarının anahtarının “tasarım” olduğuna dikkat çekerek, fuarın bu yıl belirlenen “Where
Design Leads” mottosunun bu açıdan doğru bir temsil yarattığını belirtti. Gültepe,
konuşmasında şu noktalara değindi: “Türkiye’nin tasarım odaklı tek fuarı olan FDI
Istanbul; tasarımcı, mimar, üretici ve markaları aynı çatı altında buluşturması
nedeniyle değerli bir misyon üstleniyor. Mobilyanın yalnızca üretildiği değil,
tasarlandığı ve konuşulduğu bir merkez de olan İstanbul, bu yönüyle tasarımla adını
duyuran Türk mobilyasını dünyaya tanıtıyor. Ülkemizin ihracat gücüne geçtiğimiz yıl
4.6 milyar dolar katkı sunan mobilya sektörü, bu yıl 192 ülkeye ihracat
gerçekleştiriken, temmuz ayında üretimini yüzde 9.5 oranında artırdı ve imalatın en
hızlı büyüyen kolu oldu. Bu büyüme, karşılığını Fransa’da yüzde 25, Belçika’da ise
yüzde 23 büyümeyle verdi. Diğer yandan bu yılın ocak-temmuz döneminde ise üretim
artışı yüzde 4.3 oranında gerçekleşti. Sektörün bu başarılı grafiği, istihdam
konusunda da kendini gösteriyor. Haziran 2025’te 174 bin kişi olan sektörün
istihdamı, bir yılda yüzde 7.6 artarak, haziran 2026’da 187 bin kişiye ulaştı. Mobilya
sektörü, böylelikle son bir yılda istihdamını en hızlı artıran imalat kolu oldu.”
Tasarım ekosistemi, 90 markanın en yeni tasarımlarını bir araya getirecek
FDI İstanbul 2026, tasarım ekosistemini 90 markanın en yeni koleksiyonlarıyla bir
araya getiriyor. Dört farklı sergi alanında tasarımın üretim ve ifade biçimlerine
odaklanan fuar, New Horizon Exhibition ile 42 bağımsız tasarımcının yaratıcı
fikirlerini görünür kılarken; Design Circle’da ‘Malzemenin Hafızası’ temasıyla
malzemenin taşıdığı hikâyeler üzerinden 30’un üzerinde ürünü sergileyecek.
Masterful sergisinde dört tasarım merkezinin geliştirdiği ve dört mobilya markasının
ürettiği özel ürünler yer alırken, Big Soft sergisi konfor kavramını mekân atmosferi
olarak yeniden yorumlayacak.

FDI İstanbul’un ticari boyutunu güçlendiren Designer-to-Business (D2B) Programı
bu yıl daha da genişletildi. Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlenen yabancı alım
heyeti programı; ABD, Almanya, İtalya, Hindistan, Güney Afrika ve Katar gibi
ülkelerden nitelikli alıcıları Türk markalarıyla buluşturacak. 21 farklı ürün grubunun
aynı tasarım ekosisteminde buluşacağı fuar, hem yaratıcı fikirlerin hem de
uluslararası ticari bağlantıların merkezi olacak. Böylece FDI İstanbul, tasarımın
yalnızca sergilendiği değil; üretim, markalaşma ve küresel iş birlikleriyle buluştuğu bir
platform olarak öne çıkacak.