Menü Kapat

Kadın Liderliğini Güçlendirmek İçin Kurumsal Dönüşüm Şart

LEAD Network Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Nigiz Ulak, kadınların iş gücüne ve liderlik pozisyonlarına daha güçlü katılımının ekonomik ve toplumsal kalkınma için kritik olduğunu vurgulayarak, şirketlerin eşitlik ve kapsayıcılığı kurumsal kültürün merkezine yerleştirmesi gerektiğini belirtti.

1- LEAD Network Türkiye’nin faaliyetlerinden kısaca bahsedebilir misiniz? 

 LEAD Network 2014 senesinde, Amsterdam’da kurulan global bir sivil toplum kuruluşu. Şu anda 45’i aşkın ülkede 23.000’den fazla üyesi bulunuyor. Perakende ve tüketici ürünleri sektöründe çalışan, üst düzey kadın çalışanlar odaklı, ilk ve tek kâr amacı gütmeyen dernek statüsündeyiz. Organizasyonun Türkiye bacağı 2015 yılında ilk chapter olarak faaliyete geçti ve 2017 yılında dernekleşti. Şu anda 1.600’den fazla üyemiz ve 107 kurumsal üyemiz var. Ana amacımız, iş dünyasında kadın yönetici oranını artırmak ve kadın liderlerin gelişimini desteklemek. Toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden çeşitli etkinlikler, programlar ve projelerle iş dünyasında kadınların temsilini güçlendirmek için çalışıyoruz.

2- Kadınların iş gücüne katılımı, ekonomik gelişim için nasıl bir anlam taşıyor?

Kadınların iş gücüne katılımı, hem ekonomik büyümeyi hem de toplumsal dönüşümü destekleyerek daha geniş çaplı bir farkındalık yaratır. Üretimin artmasını sağlayarak ekonomik kalkınmayı hızlandırırken, gelir eşitsizliğini azaltmaya ve yaşam standartlarını iyileştirmeye yardımcı olur. Kadınların iş dünyasındaki temsiliyeti, daha kapsayıcı ve eşitlikçi politikaların benimsenmesini teşvik ederken, fırsat eşitsizliklerinin ortadan kaldırılmasına katkı sağlar. Ayrıca, çalışan kadınlar güçlü rol modeller olarak gelecek nesillere ilham verir ve kız çocuklarının eğitim ve kariyer hedeflerini genişletmesine yardımcı olur. Böylece kadın istihdamı, bireysel başarıların ötesinde toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren, ekonomik refahı artıran ve toplumun genel gelişimine katkı sağlayan bir unsur haline gelir.

Ekonomik ve sosyal sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi, kadınların iş gücüne ve karar alma süreçlerine eşit ve aktif katılımı ile mümkündür. Kadınların iş gücü piyasasına katılımı ekonomik kalkınma için önem taşımasına rağmen TÜİK 2024 verilerine göre Türkiye’de kadınların istihdam oranı yaklaşık %32,4 iken erkeklerde bu oran %66,9’dur; yani her 100 kadından yalnızca yaklaşık 32’si iş gücünde yer almaktadır. Aynı yıl kadınların iş gücüne katılım oranı %36,6 seviyesinde kalırken, erkeklerde bu oran yaklaşık %71’dir. Bu tablo, nitelikli kadın yeteneklerin ekonomik yaşamda yeterince temsil edilmediğini ve önemli bir potansiyelin değerlendirilemediğini gösteriyor. Nitekim Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Global Gender Gap Raporu’na göre Türkiye’nin 146 ülke arasında yaklaşık 132’nci sırada yer alması, özellikle ekonomik katılım ve liderlik alanlarında yapısal eşitsizliklerin devam ettiğine işaret ediyor. Bu çerçevede şirketlerin kadın çalışanlara yönelik eşitlikçi, kapsayıcı ve sürdürülebilir politikalar geliştirmesi yalnızca kurumsal performansı güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda toplumsal güveni artıran, dönüşümü destekleyen ve kapsayıcı bir iş dünyası kültürünün oluşmasına katkı sağlayan önemli bir etki yaratıyor.

3- Kadın istihdamını artırmak için şirketler hangi adımları atmalı?

Şirketlerin ilk adımı, eşitlik konusunu bir “insan kaynakları politikası” olarak değil, kurumsal bir değer olarak sahiplenmek olmalı. Bunun için öncelikle veriye dayalı analizlerle mevcut durumlarını net şekilde ortaya koymaları gerekiyor. Ücret eşitliği, terfi süreçleri ve liderlik programlarında şeffaflık, sürdürülebilir ilerlemenin temel unsurları arasında yer alıyor.

Ayrıca esnek ve kapsayıcı çalışma modelleri, özellikle kadın çalışanların iş-yaşam dengesini desteklemede büyük önem taşıyor. Mentorluk ve koçluk programları, kadın yeteneklerin liderlik pozisyonlarına hazırlanmasında etkili bir araç. En önemlisi, bu dönüşümün sadece insan kaynakları tarafından değil, üst yönetimin de sahiplenmesiyle kültürel bir değişime dönüşmesi gerekiyor.

4- LEAD Network Türkiye olarak, kadın istihdamını güçlendirmek üzere hangi çalışmaları gerçekleştiriyorsunuz? 

Hayata geçirdiğimiz çok katmanlı çalışmalarla, kadınların kariyer yolculuklarını somut biçimde desteklemekteyiz. Kurumsal üyelerimizin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz kahvaltı buluşmaları, kadın profesyonellerin ağlarını güçlendirmelerine ve deneyim paylaşımını artırmalarına olanak sağlıyor. Sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri kapsamında da yeniden iş hayatına dönmek isteyen kadınların istihdam yolculuklarına eşlik ederek kariyerlerine yeniden yön verme süreçlerini destekliyoruz. LEAD GE Talks etkinlikleriyle küresel bakış açılarını üyelerimizle buluşturuyoruz; CEO Roundtable, CEO Awards ve Geleceğin Liderleri Buluşmalarımız da kapsayıcı liderlik anlayışını güçlendiren önemli platformlarımız arasında yer alıyor. Reverse Mentoring programımızla, liderleri genç yeteneklerin farklı bakış açılarıyla bir araya getirirken; LEAD to LEAD Mentorluk Programımızla da kadın lider adaylarının kariyer hedeflerini netleştirmelerine katkı sunuyoruz. Tüm bunların yanında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Rehberimiz aracılığıyla bu yolculuğa yeni başlamış ya da süreç boyunca desteğe ihtiyaç duyan kurumlara, kendi yol haritalarını oluşturmaları için eşlik ediyoruz. Araştırma, eğitim, mentorluk ve görünürlük odaklı bu çalışmalarımız, kadınların kariyer yolculuklarını destekleyen, sürdürülebilir bir gelişim ekosistemi oluşturuyor.

5- Şirketler açısından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yalnızca sembolik bir iletişim çalışması olarak değil, yıl geneline yayılan stratejik bir sorumluluk alanı olarak ele almak neden önemlidir?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tek bir güne odaklanan sembolik bir iletişim fırsatı olarak değil, yıl geneline yayılan bir sorumluluk anlayışıyla ele almak, şirketlerin eşitlik, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik konularındaki duruşunu somutlaştırıyor. Kadınların iş yaşamındaki gelişimini destekleyen sürekli politikalar ve uygulamalar; eğitim programları, mentorluk girişimleri, liderlik gelişimi fırsatları veya kapsayıcı iş birlikleri gibi somut adımlarla güçlendirildiğinde, şirketlerin söylem–eylem tutarlılığını pekiştiriyor ve tüketici ile toplum nezdinde güven ve saygınlık oluşturuyor. Bu yaklaşım, kadınlara yönelik iletişimin sadece bir günle sınırlı kalmasını önleyerek, kurumların uzun vadeli stratejik sorumluluk ve itibar yönetimi çabalarını görünür kılarken; aynı zamanda çalışan bağlılığı, toplumsal farkındalık ve marka değerinin sürekli olarak artmasına da katkı sağlıyor.