Menü Kapat

Bitki Bazlı Gıdalar Derneği (BİTKİDEN) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ’dan Dünya Gıda Günü’nde Bilim ve İnovasyon Vurgusu.

“Sürdürülebilir gıda sistemleri için bugünden harekete geçmeliyiz”
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından her yıl 16 Ekim’de kutlanan Dünya Gıda
Günü, 2026 yılında “Bugün yenilik yap, yarını besle” temasıyla gıda sistemlerinin geleceğine
odaklanıyor. Bilimsel gelişmeleri, yenilikçi teknolojileri ve geleneksel bilgiyi bir araya getiren bu
yaklaşım herkesin yeterli, çeşitli, güvenli ve besleyici gıdaya erişiminin sağlanmasında inovasyonun
rolünü vurguluyor. Bitki Bazlı Gıdalar Derneği (BİTKİDEN) de bu kapsamda, bilim temelli
çözümlerin, kaynakların verimli kullanılmasının ve bitki bazlı gıdalar aracılığıyla beslenme çeşitliliğinin arttırılmasının önemine dikkat çekiyor.

İklim değişikliğinin gıda sistemleri üzerindeki etkileri ile gıda kaybı ve israfı, sürdürülebilir gıda
sistemlerinin oluşturulmasında karşılaşılan sorunlar arasında yer alıyor. TÜİK’in 2025 yılı verilerine
göre, Türkiye’de hanelerde en fazla israf edilen gıda grubu yüzde 39,7 ile taze meyve ve sebzeler
olurken, ekmek yüzde 32,5 ile ikinci sırada yer alıyor. Bu veriler, gıda israfının boyutunu gözler önüne
sererken, israfın ekonomik ve çevresel etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
“Gıdanın geleceği için kaynakları koruyan çözümlere ihtiyacımız var”
Dünya Gıda Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Bitki Bazlı Gıdalar Derneği (BİTKİDEN)
Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, gıda sistemlerinin geleceğinin yalnızca üretim miktarını
artırmakla güvence altına alınamayacağını belirterek şunları söyledi: “Artan gıda ihtiyacını doğal
kaynakları koruyarak karşılamak, bugün karşı karşıya olduğumuz en önemli sorunlardan biri. İklim
değişikliği, su kaynakları üzerindeki baskı ve tarımsal üretimde yaşanan zorluklar, gıdanın nasıl
üretildiğini ve kaynakların nasıl kullanıldığını yeniden değerlendirmemizi gerektiriyor. Bilimsel
gelişmelerden, yenilikçi teknolojilerden ve nesiller boyunca aktarılan tarımsal bilgiden birlikte
yararlanmalıyız. İnovasyonu yalnızca yeni teknolojiler geliştirmek olarak değil, kaynakları daha verimli
kullanmak, gıda kaybı ve israfını azaltmak ve sürdürülebilir üretim modellerini desteklemek olarak da
ele almalıyız.”


Bitki bazlı gıdalar, sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemli bir parçası
Gıda sistemlerinin geleceğinde üretim yöntemlerinin yanı sıra beslenme çeşitliliğinin artırılması da
önem taşıyor. Baklagiller, tahıllar, sebzeler, meyveler ve yağlı tohumlar gibi bitkisel kaynaklar, farklı
beslenme seçeneklerinin geliştirilmesinde önemli bir yer tutuyor. Özellikle baklagiller ve diğer bitkisel
protein kaynaklarının değerlendirilmesi, protein kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve sürdürülebilir
beslenme seçeneklerinin geliştirilmesi açısından fırsatlar sunuyor. Bu kaynakların bilimsel
araştırmalar ve yenilikçi üretim yöntemleriyle değerlendirilmesi, Türkiye’nin tarımsal çeşitliliğinin ve
köklü mutfak kültürünün sunduğu potansiyelin ortaya çıkarılmasına da katkı sağlayabilir.
Bitki bazlı gıdaların gıda sistemlerindeki rolüne dikkat çeken Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gıdanın
geleceğinde tek bir üretim modeline ya da tek bir protein kaynağına dayanan yaklaşım yerine, farklı kaynakların birbirini tamamladığı ve beslenme çeşitliliğinin desteklendiği bir sistemin önem
kazanacağını düşünüyoruz. Türkiye, baklagillerden tahıllara, sebzelerden yağlı tohumlara uzanan
zengin tarımsal çeşitliliği ve köklü mutfak kültürüyle bu alanda önemli bir potansiyele sahip. Bu
birikimi bilimsel çalışmalarla ve yenilikçi yaklaşımlarla buluşturmak, bitki bazlı gıda seçeneklerinin
geliştirilmesine, protein kaynaklarının çeşitlendirilmesine ve tüketicilerin güvenilir bilgiye dayalı
tercihler yapmasına katkı sağlayabilir. BİTKİDEN olarak, bu potansiyelin bilimsel temelde
değerlendirilmesi ve bitki bazlı gıdaların sürdürülebilir gıda sistemlerinin gelişiminde daha güçlü bir
yer edinmesi için çalışıyoruz.”